Haklarla Düşünmek II Seminerleri Güz Dönemi Başlıyor

İlki Haziran 2018’de tamamlanan Haklarla Düşünmek seminerlerimiz, güz dönemine Ekim 2018 tarihi itibariyle başlıyor. Geçtiğimiz seminer programında insan haklarının felsefi, tarihsel ve hukuki yönlerine ağırlık veren dersler, yeni dönemde insan hakları perspektifiyle güncel sosyo-politik meseleleri ele alacak. Açılış dersi Hatice Yeşildal ve Aslı Davas tarafından verilecek olan güz dönemi programımızda “toplumsal cinsiyet”, “göç” ve “barış hakkı” temaları yer alıyor. Ekim-Aralık ayları arasında devam edecek olan seminerlerimiz yine Fuar Gençlik Tiyatrosu’nda ve aynı saatte (18.30) gerçekleşecek.

Haklarla Düşünmek II seminer programımız şu şekilde:

19 Ekim 2018

Hatice Yeşildal, “Toplumsal Cinsiyet ve İnsan Hakları”

Aslı Davas, “Geçmişten Günümüze Türkiye’de Üreme ve Cinsel Haklar”

18 Kasım 2018

Cem terzi, “Savaş, Göç ve Mülteciler”

Cansu Akbaş Demirel, “Türkiye’nin Göç Gündemi

Lülüfer Körükmez, “Birlikte Yaşamı Haklarla Kurmak”

21 Aralık 2018

Zerrin Kurtoğlu Şahin, “Savaşın Panzehiri: Barış Dili”

Kıvılcım Turanlı Yücel, “Bir İnsan Hakkı Olarak Barış Hakkı”

 

Haklarla Düşünmek, ilk dönemi  Prof. Dr. Melek Göregenli ve Prof. Dr. Ümit Biçer’in dersiyle tamamlıyor.

İnsan hakları temalı Haklarla Düşünmek-I seminer programımız, ilk dönemi 8 Haziran Cuma günü yapılacak dersle tamamlıyor. Bu ayın konuşmacıları, Barış Bildirisi’ne imza atmaları nedeniyle üniversiteden ihraç edilen Prof. Dr. Melek Göregenli (Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü) ve Prof. Dr. Ümit Biçer (Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı). Fuar Gençlik Tiyatrosu’nda 18.30’da başlayacak derslerimizde, Melek Göregenli’den “Travmaya Neden Olanlar ve Uğrayanlar”, Ümit Biçer’den “İşkencenin Değişen Yüzü” başlıklı sunumları dinleyeceğiz. Aşağıda sunumlara dair ayrıntıları bulabilirsiniz.

“Travmaya Neden Olanlar ve Uğrayanlar” Sunum Özeti

İşkence, sistematik bir devlet şiddeti olarak zaman zaman yoğunluğunu yitirse de Türkiye ve dünyanın hukuk ve demokrasi açısından en gelişmiş ülkelerinde bile varlığı bütünüyle ortadan kalkmamış olan bir insanlık suçudur. İnsanı, birey olarak sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak da yaşam boyu farklı biçimlerde etkileyen işkence, şiddetin en zalimane biçimi olarak varlığını, sadece faillerin zalimane gerekçeleri nedeniyle değil aynı zamanda belki de potansiyel mağdurlar olarak tüm insanlığın şiddete ilişkin genel tutumları nedeniyle de sürdürebiliyor.
Sosyal psikologlar, yaklaşık son yirmi yıldır dünyadaki genel değişimlerin, şiddet, savaşlar, sosyal ve ekonomik eşitsizliğin giderek artmasının insanların zihninde nasıl değişimler yarattığını ve bütün bu olup bitenlerin zihinsel, bilişsel ve davranışsal boyutlarda nasıl tezahür ettiğini anlamaya çalışıyorlar. Daha çok Batı kültürlerini kapsayan örneklemlerde yapılan çalışmalar, genel olarak insanların, dünyanın adil olduğunu düşündüklerini ortaya koymaktadır. Çoğunlukla insanlar, gerek global ölçekte gerekse küçük gruplar arasındaki ilişkilerde yaşanan ayrımcılık, adaletsizlik ve eşitsizliğe dayalı politikaların, meşru, gerekli ve kaçınılmaz olduğunu tolere etmenin ve hatta meşrulaştırmanın yolunu bulmuş gibi görünmektedirler. İşkence de, sistematik bir şiddet biçimi olarak bu meşrulaştırma hatta haklılaştırma sürecinden payını almaktadır. Bu sunumda genel teorik model olarak bu yaklaşımın kullanıldığı alan araştırmalarına dayanılarak “şiddet, kötü muamele ve işkence”nin gerek deneyim gerekse bir toplumsal olgu olarak, mağdurlar ve hukukçular açısından nasıl anlaşıldığı ve meşrulaştırıldığı tartışılacaktır.

“İşkencenin Değişen Yüzü” Sunum Özeti:
Anti demokratik ve otoriter iktidarlar farklı coğrafyalarda güç kazanmakta, insanlığın bugüne kadar yaşadığı felaketlerden çıkarmış olduğu ortak deneyimler ve uluslararası güvenceler yok sayılmaya çalışılmaktadır. Son yılların ayırt edici özelliği fiziksel işkence yöntemlerine daha çok sokakta, polis araçlarında, toplantı ve gösterilere müdahale sırasında yani “resmi gözaltı” yerleri dışında başvurulmasıdır. İşkence ve diğer kötü muamele uygulamaları yeni yöntem ve araçlarla adeta sınırsızlaştırılarak tüm yaşam alanlarına, gündelik yaşamın içine sokulmaktadır.
Devletlerin toplumsal algıyı “yönetme becerisi”, değişen uygulama ve yöntemleri karşısında, hukuksal mekanizmalar işkence ve insan haklarının önlenmesinde yeterince etkin ve hızlı çözüm üretememektedir. İşkencenin yıkıcı sonuçları sadece yerel değil, uluslararası ve insanlığın geleceğine ait bir meseledir.
Bugün, insan hakları savunucularının işkence ve insan hakları ihlalleriyle mücadelede, maddelerin dar maddi yorum tartışmaları yerine “düzenlemenin amacı ve tarihsel arka planı”nı esas alan bütüncül bir yaklaşım ve davranışla “bir daha asla” diyebileceğimiz bir ortam için yılmadan insan onuru ve insanlığın ortak değerlerini savunması ve uluslararası mekanizmaları güçlendirmesi için birlikte hareket etmesini zorunlu kılmaktadır.

Haklarla Düşünmek Seminerleri, Serdar Tekin’in dersiyle devam ediyor…

“Demokrasi ve İnsan Hakları Arasında Zorunlu Bir İlişki Var mı?” başlıklı bu oturum, insan hakları ve demokrasi arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanıyor.”Demokrasi ve İnsan Hakları Arasında Zorunlu Bir İlişki Var mı?” başlıklı bu oturum, insan hakları ve demokrasi arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanıyor. Haklar ve demokrasinin nasıl olup da hem birbirlerini gereksindiğini ve tamamladığını, hem de birbirleriyle çeşitli bakımlardan gerilim içinde olduklarını tartışmayı amaçlıyoruz. Bu bağlamda çağdaş siyaset kuramının en çetrefil sorularından bazılarını ele alacağız:
– İnsan hakları ve halk egemenliği gerçekten uzlaştırılabilir mi?
– Demokrasi insan haklarına mı dayanır, yurttaş haklarına mı?
– İnsan haklarının demokratik meşruiyete ihtiyacı var mıdır?
– Haklar demokratik siyasetin önkoşulu mudur, yoksa onun konusu ve içeriği midir?
– Çoğunluk iradesi haklar temelinde sınırlandırılabilir mi? Veya ne ölçüde sınırlandırılabilir?

 

Onur Hamzaoğlu’na Mazaret İzni Verilmelidir. Son Veda Engellenmemelidir

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun annesi Saliha Hamzaoğlu’nun 4 Mayıs günü İzmir’de yaşamını yitirdiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Sevgili Onur Hoca’nın, ailesinin ve yakınlarının acısını paylaşıyor, kendilerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Tutuklanan Öğrenciler Derhal Serbest Bırakılmalı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilerin tutuklanması ve devam eden gözaltılara yönelik basın açıklamasında bulundu.

Haklarla Düşünmek-I Seminerleri Başladı

TİHV Akademi’nin 2018 ve 2019 yıllarında yürüteceği “Haklarla Düşünmek” programı, Nilgün Toker’in “İnsan Haklarının Felsefi Temelleri dersiyle başladı. Haziran ayında ilk dönemi tamamlanacak olan seminerler, Fuar Gençlik Tiyatrosu Salonu’nda gerçekleşiyor.